
Karşılaşmalar’ın ikinci programı Reşat Ekrem Koçu’nun 29 Aralık 1971-8 Ocak 1972 tarihleri arasında Tercüman gazetesinde dört kısımda tefrika edilen “Ablamın Kedileri” başlıklı yazı dizisinin son üç yazısına odaklanıyor. Kedileri, ablasına dair ayrıntıları ve tüm İstanbul’u kayda alan Koçu’nun arşivci doğası bir yandan da yaşam ve ölümle kurduğu ilişkiyi de açık etmez mi? Koçu ailesinin büyük bir sevgi ve şefkatle Göztepe’deki köşklerinde baktıkları ve birlikte yaşadıkları kedilerin hayat hikâyeleri, yaşamı beslemek ve büyütmekle, bu yaşamın aniden kırılabilir ve yok olabilir oluşu arasındaki tecrübenin şiddetini gösteriyor.
Koçu işte bu tarihsel üzüntünün, bir kedinin kaybının karşılıksız sevginin ve ihtimamın her an kaybolabilir doğasını kayda geçiriyor. Hayvanları birer özne olarak ele alıyor, tarihin birer öznesi. Köşkün bahçesi aynı zamanda birer aile ferdi olan kedilerin de mezarlarında huzurla uydukları çiçek bahçelerine dönüyor, şehir değişiyor, bahçeler küçülüyor, mezarlıklar yer değiştiriyor ve bazen kayboluyor. Devingen, elden sürekli kayan, sürekli değişen, bu yönüyle üzerinde yaşayanlara merhametini bağışlamaz görünen İstanbul, Koçu’nun ölüm düşüncesiyle, ölüm endişesinden yola çıkarak kayda geçirdiği İstanbul, Koçu’yu kucağına sarmış, toprağında saklamış ve sarmış gibi görünüyor. İslami inanışta ilahi olanın rahmeti, insanların ve hayvanların birbirlerine ve dünyaya merhametinin enginliğini temsil eder. Koçu’nun bu kayıt merakının arka planında da ölüm endişesiyle, şehrin kayda geçirilmemiş ihmal edilmiş her şeyine ve her canlısına, her ilişkisine duyduğu sonsuz sevgi dolu ve merhametli bakışı düşmüş gibi. Öyle büyük bir sevgi ve merhamet ki, bugün bizi de bağışlayıcı ışığına çekebiliyor.
“Ablamın kedileri” başlıklı kupür, https://istanbulansiklopedisi.org/handle/rek/32989
Yay. Haz. B. Tanju, C. Yapıcı, E. Yurteri, G. Özkara, M. Yıldız (2023) Başka Kayda Rastlanmadı https://saltonline.org/media/files/20231226_baska-kayda-rastlanmad.pdf
*Gülce Özkara’ya ve Serap Özyurt’a teşekkürlerimle.